Doktorlar değişirse her şey değişir

2017 yılı başında doktorlar için yazdığım “Fonksiyonel Tıp kitabı” çıktığında Türkiye’de Fonksiyonel Tıp’ın sözü bile geçmiyordu. Ne tıp çevrelerinde, ne internetteki popüler sağlık sayfa ve tartışmalarında “Fonksiyonel Tıp” sistematiğinin ismi bile geçmezdi.

Geldik 2019 başına. İki yıl gibi inanılmaz kısa bir süre içinde, Fonksiyonel Tıp kitabı bir fenomen oldu. Fonksiyonel Tıp konusu konuşulurken birisi “kitap” dediğinde “hangi kitap?” diye sorulmaz oldu. Kelimenin tam manası ile “Edirne’den Kars’a”, ülkenin saygın üniversitelerinde ve tıp kurumlarında değerli akademisyenler, bilim insanları ve doktorlar Fonksiyonel Tıp düşüncesi ile tanıştılar, araştırmaya ve uygulamaya değer gördüler, aralarında tartıştılar… Ufak ufak kendi hayatlarına, ailelerinin ve hastalarının hayatlarına uygulamaya giriştiler. Birçok branştan ulusal tıp toplantı ve kongrelerinde, değişik branşların toplantıları ve sempozyumlarında davet üzerine Fonksiyonel Tıp’ı anlatma fırsatı buldum. Böylece geleneksel hakim tıp kavrayışı ile yetişmiş çok değerli hekimler Fonksiyonel Tıp ile tanışmış oldu. Bu, yalnızca Fonksiyonel Tıp’ın tanınırlığı açısından değerli olmakla kalmadı, her iki tarafa da bir kapı araladı ve zenginlik kattı. Ülkenin dört bir yanından ve her branştan yüzlerce değerli hekim bu yaklaşımı derinlemesine öğrenmek için modüler kurslarımıza katıldı. Yapıp bitirdiğimiz modüller talep üzerine defalarca tekrarlandı. Her branştan yüzlerce değerli hekim ve akademisyen Fonksiyonel Tıp Akademisi’nin gururlu birer üyesi olarak bir sonraki toplantımızı iple çeker oldu.

Bütün bunları, yalnızca 2 yıl önce, ben dahil, kimse hayal bile edemezdi.

2011-2013 arasında kendi ağır hastalığımla mücadele ile geçmişti. 2013 yılında bütünüyle iyileştiğimde kararımı vermiştim. “Bu iş” her nasıl olduysa, bunu derinlemesine öğrenip doktor arkadaşlarımla paylaşmalıydım. Bu dönemdeki iyileşme yolculuğumda çok sayıda online kurs almıştım. Bu esnada bir yandan da göz doktorluğuma, ameliyatlarıma devam ediyordum. Fonksiyonel Tıp’ın bilimsel alt yapısını az çok kavramıştım. Fakat bir şeyi öğrenmek başka, eğitimini vermek bambaşka bir şeydi. Ne kadar insanüstü bir çalışma içinde olursam olayım, bir yandan da göz doktorluğu yaparken aldığım online kurslar ile Fonksiyonel Tıp Eğitimcisi diye ortaya çıkamazdım. Ülkede yakmayı planladığım meşale bana çok daha büyük bir sorumluluk yüklüyordu.

Tüm göz doktorluğu kariyerimi, konfor alanımı, her türden birikimimi sıfırlayarak Fonksiyonel Tıp’ın doğduğu yer olan Amerika’da 4 ayrı kuruluşun eğitimlerini almak ve toplantılarına katılmak için aylarca eyalet eyalet dolaştım. Buralarda çok değişik bilgiler, yaklaşımlar ve tecrübeler sahibi sayısız kişiyle tanıştım ve tartıştım. Her katıldığım toplantıda, her tanışıp tartıştığım kişide bilgilerim yeniden şekillendi ve gelişti. Ortaya damıtılmış bir sentez çıktı. Fonksiyonel Tıp eğitimi almayı kafasına koyan doktor arkadaşlarla bu sentezi hiç kıskanmadan, kendime zerre ayırmadan paylaşmayı kafama koydum. Amerika’daki toplantılarda Hindistan’dan Şili’ye, Hollanda’dan Kanada’ya tanıştığım meslektaşlarıma Türkiye üzerine projelerimi anlatırdım. Kaşlar hafif kalkar, beni biraz hayalperest bulduklarını nazikçe belli ederlerdi. Fonksiyonel Tıp Akademisi işte böyle bir hayal olarak başladı.

Bugün büyük bir kıvançla görüyorum ki, 2017’de tutuşan Fonksiyonel Tıp kıvılcımı, 2019’da bir meşaleye dönüştü.

2019 eğitimlerimizde ülkenin kendi alanlarında söz sahibi akademisyenler ve uzmanları da destek verecek. Modüllerde geniş yer kaplayacak olan panellerde görüş alışverişi ve tartışmalar ile modüllerimize katılacaklar. Amacımız 2020 yılından başlayarak Fonksiyonel Tıp Akademisi’ni  ülke dışında da tanınan ve Fonksiyonel Tıp’a uluslararası planda da katkı veren saygın bir kuruluş durumuna getirmek.

Başarılmış olanlar, Fonksiyonel Tıp Akademisi olarak hep birlikte başaracaklarımız için bize güven veriyor.

Dr. Mustafa Atasoy